YAZAR
Murat Engin Deniz
Ben, Murat Engin Deniz, doğayla ve kelimelerle iç içe büyüyen biriyim. Hayatımın ilk nefesini Bursa’nın yemyeşil vadilerinde aldım, Çağlayan köyünün sessizliğiyle çevrili bir dünyada büyüdüm. Köklerim derin, geçmişim zengin; babamın Edirneli Bayar ailesi ve annemin Engin ailesi, Osmanlı’nın izlerini taşıyan Bursa’nın tarihiyle birleşiyor. Bu kökler bana hem sorumluluk hem de ilham verdi. Küçük yaşlardan itibaren doğa benim evim, bisikletim ise en yakın arkadaşım oldu. Her pedal çevirdiğimde rüzgârla birlikte özgürlüğün tadını hissettim ve bu özgürlük, kelimelerimi besleyen bir kaynak hâline geldi.
Çocukluğum, doğanın kucağında geçti. Orman patikalarında yürüdüm, derelerin kenarında saatlerce oturdum. Gözlerimi kapattığımda rüzgârın sesi ağaçların fısıltılarıyla birleşir, bana anlatılmamış hikâyeler fısıldardı. İşte bu fısıltılar, benim ilk hikâyelerimin ve şiirlerimin doğmasına yol açtı. Okul defterlerimin arka sayfaları, düşüncelerimin ve duygularımın gizli saklandığı bir alan oldu. İlk kelimelerimi bu sayfalara dökerken doğanın sessiz dilini anlamaya çalışıyor, aynı zamanda kendi ruhumun derinliklerine yolculuk ediyordum.
Yazarlık yolculuğum, doğayla ve bisikletle olan ilişkimin bir sonucu olarak şekillendi. Üniversite yıllarımda kendi blogumu açtım ve yazdıklarımı daha geniş kitlelerle paylaşmaya başladım.
O zamanlar fark ettim ki kelimeler sadece anlatmak için değil aynı zamanda insanlara dokunmak, onları düşündürmek ve ilham vermek için de var. Mini şiir kitaplarım, yazarlık kariyerimin dönüm noktaları oldu. “Nefes Arayışı” ile Uludağ’ın zirvelerindeki duygusal ve fiziksel yolculuklarımı paylaştım. “Kestane Gülü” ile insan ruhunun kırılganlığını, sevgi ve kaybın birleşim noktasını keşfettim. “Aylin Otizmin Işığında” ve “Lina Gözyaşları” ile farklı hayatları görünür kıldım, görünmeyeni görünür hâle getirmeye çalıştım.
Bisiklet benim hem fiziksel hem ruhsal bir yolculuğum oldu. Pedal çevirdikçe düşüncelerim berraklaştı ve kelimeler zihnimde birer nota gibi sıralandı. Dağ yollarında, patikaların sessizliğiyle birleşen rüzgârın uğultusu, hikâyelerime ve şiirlerime ruh kattı.
“Bisikletime Çarparsan Ölürüm” adlı eserimde, hayat ile ölüm arasındaki ince çizgiyi, pedal çevirmenin verdiği adrenalinle ve sessizliğin gerilimiyle birleştirdim. Bu eserler sadece birer hikâye değil aynı zamanda okuyuculara bir deneyim sunuyordu. Tıpkı bir yolculuk gibi her adımda hem korkuyu hem merakı hem de umudu içinde barındırıyordu.
Yazarken doğa sadece bir arka plan değil bir karakterdi. Ağaçlar, dere, kar, sis; hepsi birer aktör, hikâyelerime ruh katan unsurlardı. “Buz Kraliçesi Osmanlı Muhallebisi”nde, soğuğun ve dayanıklılığın insan ruhunda nasıl yankı bulduğunu anlattım. “Figen Füg” ve “Defne Yaprakları” ile gençlerin hayal gücünü besledim, onlara kendi hayatlarının ve doğanın bir parçası olduklarını hissettirmeye çalıştım.
“Tekerlekli Patiler” ile hayvan haklarını, “Annem, Şarkılar Bizi Anlatır” ile aile bağlarını, “Kurşun Maskeler” ile bilinmeyen boyutları ve ruhsal yolculukları keşfe çıkardım.
Yazmak benim için bir yaşam tarzı oldu. Kelimelerle dans etmek, düşüncelerimi ifade etmek, okuyuculara duygudaşlık ve empati sunmak bana büyük bir tatmin sağlıyor. Her eserim, saatlerce süren yazma, düzenleme ve yeniden yazma süreçlerinin bir sonucu olarak ortaya çıktı. Ama her yorgunluk, doğanın bana fısıldadığı hikâyeleri kaleme almanın verdiği mutlulukla siliniyordu. Yazmak hem tutkum hem de sorumluluğumdu, kelimeler aracılığıyla dünyayı daha iyi bir yer hâline getirebileceğimi biliyordum.
İklim krizi ve karbon ayak izi gibi konular, eserlerimin bir parçası oldu.
Yazılarımda insanlara çevreye karşı sorumluluklarını hatırlatmayı, doğanın korunmasının ve sürdürülebilir yaşam tarzlarının önemini vurgulamayı amaçladım. Bisikletle yolculuk yapmak hem sağlıklı hem de çevreye duyarlı bir hareket olarak benim için bir mesajdı. İnsanlara doğayı sevmeyi, onu korumayı ve küçük adımlarla büyük farklar yaratabileceklerini göstermek istedim.
Yolculuklarım, yazdıklarım ve hayatım bir bütün hâline geldi. Her pedal, her bakış, her kelime birer iz bıraktı. Büyük şehirlerdeki yaşamın karmaşasından uzak, doğanın sessizliğinde düşündüm, gözlemledim ve yazdım. Podcast yayınları yaparak, insanların hayat hikâyelerini dinleyerek, onları kelimelerle buluşturmak, yazarlık yolculuğumun bir başka boyutu oldu.
Gelecek hedefim bu yolculuğu daha da genişletmek. Daha çok kitap yazmak, doğa ve çevre koruma projelerinde yer almak, konferanslarda konuşmak, genç yazarlara ilham vermek, kelimelerle yeni dünyalar yaratmak istiyorum. Bisikletimle uzun yolculuklara çıkarak insanlara doğanın güzelliklerini göstermek, karbon ayak izinin önemini anlatmak ve onları harekete geçirmek istiyorum.
Yazarlık benim için sadece bir meslek değil bir yaşam biçimi. Her eserimde hem geçmişin izlerini hem de geleceğin umutlarını taşıyorum. Kelimelerim, doğanın fısıltıları ve insan ruhunun derinliklerinden doğuyor. Okuyucularıma ilham vermek, onları düşündürmek ve dünyayı biraz daha aydınlık hâle getirmek için yazıyorum. Her satırım, her hikâyem, her şiirim, doğaya, insanlığa ve hayata adanmış bir nefes gibi…
Her gün, doğa yürüyüşlerinde, bisiklet yolculuklarında ve yazarken yeni bir şey öğreniyorum, yeni bir hikâye keşfediyorum. Geçmişten aldığım güç, geleceğe duyduğum umut ve doğayla kurduğum bağ, yazılarımın temel taşı oldu. Bu yolculukta öğrendiğim en önemli şey, kelimelerin insanları birleştirebileceği, duygulara dokunabileceği ve dünyayı değiştirebileceği oldu.
Ben Murat Engin Deniz, kelimelerimle yol alıyor, doğayla ve insanlarla buluşuyor, geçmişin izini sürüyor ve geleceğe ışık tutuyorum. Her kitap, her şiir ve her hikâye, benim yaşamımın, yolculuğumun bir yansıması. Ve ben bu yolculukta durmaksızın pedal çeviriyor, kelimelerle dünyayı keşfetmeye devam ediyorum.
Rotamızdaydık ama kalbin sesi kaderin planıymış.
Okurlarıma Sevgi ve Işık ile.
Gününüz Her Zaman Sözlerim ile Aydın Olsun.
Yol Gezer Yazar
Murat Engin Deniz
LOTUS YAYIN AİLESİ