2. Bölüm
LOTUSYA’da Okurlara Katılın
Kitapları favorilerinize eklemek, yorum yapmak ve yazarları takip etmek için üye olun.
"Hayatta en değerli olan şey zamandır. Kime hediye ettiğine dikkat et."
Özdemir Asaf
💬
“Bu aptal uygulamayı kullanmayacağım.” İlayda, sarı saçlarını öfkeyle toplarken suratı asık bir şekilde pankartları inceledi göz ucuyla. “Bana ne iletişimden? Okuldaki her türlü etkinlikte varım ben. İletişim benim adım zaten.”
Çenesi düşüktü, gürültücü ve sakardı. Sakarlığına rağmen daima dağıttığını da sakarlığın sebep olduklarını da hızlıca toparlar ve ortalıktan kaldırırdı. Kendi yıktıklarını yine kendisi düzeltirdi.
“Dersten mi kalacaksın? Üniversitedeki bütün akademisyenler ona göre notlarını güncelleyeceklermiş.” Toygar, bunu duymuştu ve umursamamıştı. İlayda’nın kendisi gibi umursamayışı garip bir tatmin dolu hissetmesini sağlıyordu. Yine de mezun olması gerektiğinin farkındaydı.
İlayda, arkadaşıyla konuşurken cebindeki telefonu çıkartıp o söyledikleri uygulamayı indirirken buldu kendisini. İstemeye istemeye sorulan bütün bilgileri doldurdu. Profili tamamlanınca ekranda bir numara belirdi.
1313.
“Hadi acele edelim.” Bunu söyleyen İlayda’ydı ve bakışları Toygar’ın üzerindeydi. “Toygar?” Telefondaki bakışları mavi gözlerle buluştuğunda nefes alamadı Toygar. Uygulamayı da hatta ismini de unutmuştu. “Bugün, tüm hazırlıkları bitirir miyiz?” Hızla kendimi toparlayıp telefonunu cebime tıktı.
“Sakarlık yapmazsan bence erken bitiririz gibi.” İlayda gözlerini devirip ters ters baktı.
“Yine ağzından bal damlıyor.” Homurdanarak pankartlardan birinin üzerine eğildi.
Toygar, ona karşı davranışlarından sinir bozucu biri olduğunun farkındaydı, yine de bu özelliğini düzeltemiyordu. İlayda, her gözlerinin içine baktığında zihnindeki kelimeler birbirine giriyor ve dışarıya alaylı bir tonlamayla dökülüyorlardı. Defalarca kez kendini kontrol etmeye çalışsa da işler daha da sarpa sarmıştı.
İlayda’nın gözleri, Toygar’ın dilinin zehriydi.
Kendi işine odaklanırken İlayda’ya arkasını döndü. Bayrakları kutulara dizerken etkinlikte yapılacak yemeklerin malzemelerinin bir listesini çıkartıp koordinatöre teslim etmek için çalışmaya başladı Toygar.
Saat geçip giderken ikisi ofiste yalnız kaldıklarını çok sonrasında fark edebildi. Toygar, ağrıyan boynunu sağa sola yaslayarak kaslarını gevşetmeye çalışırken İlayda’ya çevirdi bakışlarını. Yanağını masaya dayamış bir şekilde uyuyakaldığını gördü. Birkaç saniye sessizce seyrederken İlayda’nın telefonu masasında titrediği için gözleri aralandı, Toygar ona bakmıyormuş gibi kalkıp ceketini giymek için hareketlenmişti.
“Hadi, bugünlük bu kadar yeter.” Toygar ellerini birbirine sürterken etrafına bakındı. Sabah bir, iki saat erken gelerek her şeyi toparlayabileceklerini biliyordu.
“Allah kahretmesin, otobüsü kaçırdım.” İlayda’da en az Toygar kadar zamanın nasıl geçtiğini anlamadan çalışmaya odaklanmıştı.
“Ben seni bırakırım.” İlayda’nın bakışları onu bulduğunda ona bakmayı reddederek kaskını koyduğu dolabı araladı. “Bugün motorumla geldim. Yedek kaskım da yanımda.”
“Ben daha önce hiç motora binmedim.” Toygar, dudaklarını kıvırdı. “Sen hızlı sürüp bizi öldürsün.” Hafifçe gülerken kaskları çıkarttı.
“Eğer seni motorumla öldürürsem, senin yerine kim sakarlık yapacak?” İlayda’nın gözleri kısıldı. Toygar, ona bakmak için doğru anı kullanarak göz kırptı. “Sakarlığını seviyorum. Bunu kaybedemem.”
“Çenen ile her şeyi mahvedermişsin gibi geliyor. Benim sakarlığımla senin çenenin patavatsızlık yarışır.” Hızla çantasını toparlarken yanaklarının ısındığını hissederek yüzünü gizledi. Bir insanın sözleri hem hoşuna giderken hem de sinirlerini nasıl bozabilirdi? Anlamıyordu.
“Sana takılıyorum İlayda.”
“Sinirimi bozuyorsun.” Çantasını toparlamayı bitirince omzuna astı ve Toygar’a adımlayıp elindeki kasklardan birini aldı. “Hadi gidelim.” Yanından geçip çıkışa yöneldi.
“Bu teklifimi kabul ettiğin anlamına mı geliyor?”
“Yok kaskını sakarlığımla kıracağım.” Toygar, kahkaha attığında İlayda gülüşünü gizlemek için çoktan önden yürümeye başlamıştı bile. Ofisin kapısını kilitlemeden önce ışıkları kapattı ve çıktı. Anahtarı çevirirken göz ucuyla son kontrolleri yaptıktan sonra İlayda’nın peşinden otoparka yöneldi.
İlayda, kaskı takmış, bir türlü kayışlarını bağlamayı becerememişti. Toygar motorun yanına geldiğinde kaskını taktı ve İlayda’nınkinin kayışını takmak için eğildi. Kayışı takarken ikisinin kalp atışlarının hızlanışı tesadüf değildi.
Toygar, boğazını temizleyip çekilirken motora oturdu. İlayda, Toygar gibi bacağını diğer tarafa atarken kaskı onunkine çarptı. Oturup yerleşene kadar bu birkaç kere tekrarlanınca Toygar sessizce gülerken buldu kendini.
“Sıkı tutun.” Çekinerek ellerini Toygar’ın karnında birleştirdiğinde motor gürültüyle çalıştı ve otoparktan çıktılar. Toygar, hızlı kullanmayı seven biri olsa bile İlayda’yı korkutmamak adına her zamankinin aksine daha yavaş kullanıyordu motorunu.
“Bu eğlenceli.” İlayda’nın sesi rüzgarın gürültüsüne rağmen kulaklarına ulaştı. Toygar, hafifçe hızını arttırdığında İlayda’nın kolları sıkılaştı, sırtına yaslanmış göğsün altında atan o kalp atış, kendi kontrolsüz kalp ritmine bulanıyordu.
Etkinlikler sonrası araçlarla evlerine bırakıldıkları için İlayda’nın evini bulmak Toygar için zor olmamıştı. Motoru yavaşlatıp durduğunda birkaç saniye İlayda, ellerini çekmeden nefes nefese sarılmayı sürdürdü. Toygar bundan şikayetçi olmadığı için bekledi. Elinde olsa ömür boyu bu şekilde kalabilmek isterdi.
“Beni öldürmedin.” İlayda, istemeye istemeye kolunu çözerken omzundan destek alıp motordan indi ve kaskı çıkartarak Toygar’a uzattı. Savrulan saçlarını düzeltirken gözlerindeki adrenalin sonrası oluşan o parıltıyı görmek Toygar’ı mutlu ediyordu.
“Sen sakarlık yaptın ama.” İlayda, gözlerini kıstığında güldü. “Takılıyorum sakar.” İlayda’yı sinir ettiği için kaskı aldı ve cevabını beklemeden gaza bastı.
“Aferin aptal herif.” Diye mırıldanarak kendi evinin sokağına kadar hızını arttırdı. Sokakların akıp gidişi zihnini rahatlattı ve düşüncelerini rafa kaldırmasını sağladı. Yaşadığı apartmanın otoparkına park ederken asansöre yöneldi. Kasklar elindeyken asansör düğmesine basmakta zorluk çekse de bir şekilde evin önüne gelebilmiş ufak evinin sıcaklığına süzülüvermişti.
“Ne haber canım evim?” Evde yalnız yaşamak delirmenin anahtarıydı ve Toygar delirmek yerine eşyalarıyla konuşmayı tercih ediyordu. Kimisine göre bu anormal bir davranış olsa da o sevgisini ve enerjisini konforlu hissettiği her bir parçaya aktarırken iyi hissediyordu.
Kaskları bırakırken hızlıca duş alıp yiyecek bir şeyler atıştırdı. Uyumak için yatağa uzanırken son mesajları görebilmek için telefonunu eline aldığı sıra ekrana bir bildirim düştü.
849’la eşleştiniz. İletişiminiz bol olsun.
“849 mu?” Toygar bildirime tıklayıp mesaj ekranını açtı. Profili görüntülemeye olanak sağlamadığı için eşleştiği kişinin kim olduğunu bilmiyordu.
“Sonunda şükür kavuşturana.” Gelen mesajı açtı. Uygulamanın arka planı kırmızıdan yeşile döndü. Bu her ikisinin de çevrimiçi olduğunu gösteriyordu. “Uygulamaya geç mi katıldın?”
Toygar parmağını klavyede gezdirirken göz ucuyla saate baktı. 01:23’tü.
“Gecenin birinde konuşmaya meraklı olduğuna göre çenen, senin de uykunu kaçırıyor sanırım.” Bir süre cevap beklerken baş ucundaki kitabı aldı. Telefon tekrar titredi.
“Ödev bu! Keyfimizden konuşmuyoruz herhalde.”
“Gecenin birinde?”
“Yapay zekaya güvenmiyorum, bir bildiğim varmış. En uyuzuyla eşleştirmişler beni.” Toygar, uzandığı yatakta oturur pozisyona geldi ve kaşlarını çattı. Gece gece konuştuğu herkimse keyfini kaçırmayı başarmıştı bile.
“Sen kimsin? Hangi fakültedensin?” Kitabını okuma hevesi kaçtığı için eski yerine geri attı.
“Bunları söylememiz yasak. Kim olduğumuzu da birbirimizi bulmamızı sağlayan her şeyi de söylemek yasak. Uygulama açılır açılmaz niye o kadar bilgiyi aldılar sanıyorsun? Hepsi bizi kontrol edip gözetlemek için. Sistemde olurda birbirimizi tanıyacak sohbete girersek üreticilere uyarı gider ve mesajları inceleyip bunu fark ederlerse dersten kalırız.”
Her cümleyi bir mesaj olarak gönderdiği için Toygar’ın elindeki telefon sürekli titreyip durdu. 849, herkimse çenesi düşük biriydi. Toygar ismi değiştir yazısına tıklayıp 849’u değiştirdi.
1313, 849’u Geveze olarak güncelledi.
“Gerçek hayatında bu kadar konuşkan biri misin bilmiyorum? Allah tüm arkadaşlarına sabır versin.”
“Sensin geveze.” Toygar ekranı kilitlerken birkaç saniye sonra ekrana bir bildirim daha düştü.
Geveze, 1313’ü Uyuz olarak güncelledi.
Toygar, Geveze’nin çıkmış olduğunu görebiliyordu. Mesaj yazmak için parmakları kıpırdasa da omuz silkip ekranı kilitledi. Gece gece uğraşmak yerine derin uykusunu tercih ederdi. İnterneti kapatıp telefonu komodine bıraktı ve örtünün altına girerek gözlerini kapattı.
💬